20 TL’lik Kartondan HTC Vive’a: Bir VR Geliştiricisinin Sahne Arkası

20 TL’lik kartondan HTC Vive’a uzanan VR yolculuğu kapak görseli

20 TL’lik Kartondan HTC Vive’a: Bir VR Geliştiricisinin Sahne Arkası Bugün yapay zekaya (ChatGPT’ye) “Unity’de sahnede bir objeyi nasıl silerim?” diye sorduğunuzda cevabı almanız 3 saniye sürüyor.

Ama yıl 2017 olduğunda, basit bir “Destroy” kodunu bulmak, dökümantasyonlar arasında kaybolup deneme-yanılma yapmak tam 1 saatimi alıyordu. Kaynak yoktu, yol haritası yoktu, sadece merak vardı.

Bu yazı, üniversite sıralarında 20 TL’lik karton bir gözlükle başlayan, HTC Vive kablolarına dolanarak devam eden ve nihayetinde değerini bilmeyen bir masadan kalkmama neden olan o yolculuğun filtresiz hikayesidir.

  1. Kıvılcım: “Bu Pastadan Payını Almalısın” Üniversite son sınıftayım. Bir ders çıkışı, bilgisayar grafiklerine olan ilgimi bilen hocam yanıma yaklaştı. O dönem Google Cardboard yeni yeni duyuluyordu. Hocam gözlerimin içine bakıp şöyle dedi:

“Sanal Gerçeklik (VR) diye bir şey geliyor. Gelecek orada. Git ucuzundan bir gözlük al, bu pastadan payını kap.”

Orijinali öğrenci bütçesi için pahalıydı. Akşamına, muadili olan 20 TL’lik karton bir aparat aldım. İçinden iki mercek çıkan basit bir karton… İçine Samsung S3 telefonumu yerleştirdim. Lensleri kalitesizdi, telefon ısınıyordu ama o kartonu kafama taktığımda gördüğüm şey sadece pikseller değil, devasa bir potansiyeldi.

  1. “Garage Era”: İmkansızlıklar İçinde Üretmek O dönem yazılım SDK’ları bugünkü gibi “tak-çalıştır” değildi. Video düzenleme programlarıyla 360 derece deneyimler kurgulamaya çalışıyor, Unreal Engine ve Unity motorlarının 3. parti SDK’ları ile boğuşuyordum.

Bugünün geliştiricileri için komik gelebilir ama basit bir etkileşim kodu yazmak haftalarımızı alabiliyordu. “Destroy(gameObject);” komutunu keşfetmenin verdiği hazzı bugün çok az şeyden alıyorum.

  1. Startup Yılları ve HTC Vive Devrimi Mezuniyet sonrası, karton gözlükle yaptığım demolar sayesinde bir startup’a kabul edildim. İlk 6 ay, geliştirdiğimiz uygulamalar firmaya ciddi gelir getirdi ve daha büyük bir ofise geçtik. Ve o gün geldi: Ofise bir HTC Vive alındı.

Karton kutudan, oda ölçeğinde (room-scale) hareket edebildiğiniz profesyonel bir sisteme geçiş… Gözlüğü taktığımda bambaşka bir evrendeydim. Ama bu evrenin de bedelleri vardı.

Kablolar, sensörler ve ben - 2018

Sahne Arkasındaki Fiziksel ve Lojistik Kabus Dışarıdan bakıldığında “oyun oynuyorlar” sanılıyordu ama işin mutfağı başkaydı:

Vertigo ve Mide Bulantısı: Uzun süreli testler sonucunda ciddi baş dönmesi ve vertigo başlangıcı yaşadım. Beyniniz hareket ettiğinizi sanıyor ama vücudunuz duruyordu.

10 KG’lık Yük: Müşteri sunumlarına, fuarlara (Türkiye Bilim ve Teknoloji Merkezi Konferansı, IST VR Buluşmaları vb.) giderken yanımızda sadece gözlüğü değil, onu çalıştıracak 10 KG ağırlığındaki devasa bilgisayar kasasını taşıyorduk.

Kablo Karmaşası: 4 adet sensör direği, metrelerce kablo… Deneyim sırasında ayağınıza dolanan kabloları çözmek için tavana makara sistemleri kurmayı bile denedik.

Satış Zorluğu: Müşteriye gidip “Bunu alın” dediğimizde, sadece gözlüğü değil, o devasa bilgisayarı ve kurulum yapacak personeli de (beni) satın almaları gerekiyordu. Maliyetler ölçeklenemiyordu.

  1. Kırılma Anı: Masadan Kalkmak Tüm bu zorluklara rağmen firmayı teknik olarak sırtlamıştım. Kazandırdığım ciro, maliyetimin katbekat üzerindeydi. Ancak ben çok cüzi bir rakama, sadece “işi öğrenmek” motivasyonuyla çalışıyordum.

Bir noktada fark ettim: Ben sadece kod yazmıyorum, bir iş modeli inşa ediyorum.

Yöneticilerin kapısını çaldım. Maaş zammı değil, şirkete ortaklık veya hisse istedim. Çünkü geleceğimi garanti altına almak istiyordum. Aldığım cevap kibar ama netti: “Ortak olamazsın.”

O an bir karar vermem gerekiyordu. Ya “işi öğreniyorum” bahanesiyle kendimi avutmaya devam edecektim ya da kendi değerime sahip çıkacaktım.

O saniye istifa ettim. Plansızdım. Cebimde bir sonraki ayın kirası yoktu. Sadece yaptığım işe güveniyordum.

Kapıdan çıktığımda “Şimdi ne yapacağım?” diye düşünüyordum…

Ayrılış anı

Devamı Gelecek Yazıda… İstifa ettiğim o akşam, hayatımın en büyük kumarını oynadığımı sanıyordum. Ancak eve gidip durumu sosyal medyada paylaştıktan sadece 4 saat sonra gelen bir telefon, işsizliğimin sandığımdan çok daha kısa süreceğini gösterdi.

Bir sonraki yazıda: “İstifa Ettikten 4 Saat Sonra Gelen Teklif ve 72.000 GBP Yolculuk”

Paylaş

SON YAZILAR

Öne Çıkanlar